| |
|
| |
 |
| |
Yeni Tasarım Kültürü Işığında Alışveriş Mimarlığı ve Gösteri Kültürü
Günümüz dünyası, metanın özneleştiği, özne olan insan bireyinin de nesneleştirilmek istendiği bir dönemi betimliyor. Marx’ın en geçerli öngörülerinden biri olan Yabancılaşma kuramı, 20. yüzyılın son çeyreğinde başlayan otomasyon-iletişim devrimi döneminde, farklı aktörlerle ve daha güçlü biçimde karşımıza çıkmaktadır. Bu yabancılaşma pratiğini, konumuza ilişkin bir “bilgi” haline getirebilmek için tasarım, ürün, marka, alışveriş, gösterge, popüler kültür, gösteri kültürü gibi kavramların günümüzdeki yeni anlamlarını araştırmamız gereklidir...
... devamı |
Gösteri Mimarlığı ve Mimarlığın Gösterisi
Mimarlık alanında yaratılan tüm biçimlerin toplumsal yaşamın sosyal-ekonomik örgütlenme biçiminden etkilendiğini, diyalektik olarak da onu etkilediğini biliyoruz. Mimarlık, ürettiği biçim ve mekanlar sayesinde, çağlar boyunca, Birey ve Toplum ile iletişim kurmuştur. Gösteri yanı her zaman güçlü olan Mimarlığın iletişim gücü –tarihsel sürecin farklı dönemlerinde oluşan farklı biçimler ve farklı etkiler altında- yapıların cinsi (ev,cami,meclis,kışla,okul) ile hizmet ettiği iktidar odağıyla ilişkisindeki bağımlılık düzeyine göre belirlenmektedir...
... devamı |
İskandinavya İzlenimleri
İskandinavya ülkeleri-Danimarka, Norveç, İsveç, Finlandiya- mimarisini biçimlendiren ve özgünleştiren unsurlar, bu yörede egemen olan ortak unsurlardan beslenegelmiştir. Bunların başında, bu ülkelerin doğal yapısı ve tarihi(deniz, su, ormanlar, göller, adalar, buzullar), deniz ticareti, limanları ve gemicilik kültürünün zenginliği, Luther’ci Protestan geleneklerinin ve aydınlanmacı bilincin yaygınlığı, insanların kentlerine ilişkin davranış biçimleri -kentsel tarih bilinçlerinin yüksekliği- ve doğal ışığın mevsimlere göre dramatik dağılımıdır...
... devamı |
İskandinavya İzlenimleri - 2
Yazı başlığındaki ikili ve farklı konuların birlikteliği yazı konusunun içeriğini ve temasını belirliyor. Kıtanın kuzeyinden ve güneyinden iki liman kentinin, Kopenhag ile Girit’in konu-tema birlikleri ve İskandinavya’dan aldığım izlenimlerin Akdeniz liman kentleriyle çakıştırılması sonucunda gerçek yazı içeriği oluşuyor. Konu, başka bir araştırmacı tarafından, başarılı dönüştürme projeleri olan, İzmir Konak Pier veya Londra Dockland bölgesi kapsamında da ele alınabilir. Önemli olan, Liman bölgelerindeki özel işlevli tarihi yapıların, dönüştürme projeleri ile, Kent planını ve kentli bireyin yaşam biçimini ne şekilde değiştiğinin tartışılmasıdır...
... devamı |
Işık - Mimarlığın Dayanılmaz Hafifliği
Mimarlığın hem varoluş hem de var ediş nedenlerinin ışık ile olan güçlü bağlantısı, mimarları, köklerini ışıktan alan bazı kavramları yaratmaya, çalışmalarını bu kavramlar üzerinde yürütmeye itti. Geçirgenlik, saydamlık (transparency) ve nüfus-etme (penetration) kavramları, özellikle modern mimarlığın ana motorlarıydı. İşte bu motorlar, toplumsal devinimlerin, kabuk değişikliklerinin ve bilimsel gelişmelerin en hızlı olduğu 19.yüzyıl 2.yarısı eşiğinde, mimarlığın da içinde yer aldığı tüm görsel sanatlarda büyük, kalıcı ve yaratıcı bir patlamayı oluşturdular...
... devamı |
Demokrasi Ruhunun Mimari Tasarımındaki Anlamı ve Kamu Yapıları
Modern dünyanın hümanizma düzeyi, Devlet-Toplum-Birey ilişkilerine verilen anlamlar ve gerçekleşen yaşantılarla ölçülmektedir. Kamunun toplum içindeki hegemonyacı veya yaptırımcı rolünün azalması, üretim ve bazı hizmetlerden çekilmesi, buna karşın sivil toplumun kendi ademi merkeziyetçi örgütlenmesine dönük ağını genişletip kamuda karar verici rolünü artırması gibi olgular 20.yüzyıl son çeyreğinden bu güne dek gelişen en önemli toplumsal olgulardır. Demokrasi kavramı, ilk meclisi kuran Hitit Uygarlığından bu yana büyük bir evrim geçirmiştir...
... devamı |
Su Kıyısında Gelişen Mimarlık
Bruges, Delft ve Amsterdam’ı kapsayan yolculuğumda, su ve mimarlık arasındaki ilişkinin önemini daha iyi kavradım.Üç yanı denizlerle çevrelenmiş, gölleri ve güçlü nehirleri tarih ve arkeoloji dünyasının derinliklerine uzanan ülkemizin mimarlık dünyasında da aynı ilişkinin var olduğunu, ancak bu kültürel ilişkinin, modern yaşam ile birlikte zayıfladığını hatta bazı bölgelerde yok olmaya başladığını da gözlemliyorum. Buna karşın, Avrupa’nın suya kıyısı olan, Londra, Glasgow, Bruges, Venedik, Delft, Amsterdam vb. gibi kentlerinde, hem su kıyısı kültürünün korunduğunu hem de bu bölgelerde gerekli dönüşümlerin çağdaş mimarlık diliyle üretildiğini görmekteyiz...
... devamı |
Yahudi Müzesi Üzerine
1735’de, Barok üslubunda, Prusya mahkeme binası olarak inşa edilen, 2. Dünya Savaşında yıkılan,1963’de restore edilip Berlin kent Müzesi olarak kullanılmaya başlayan eski Yapı, Berlin kentinin Barok kimliği hakkında görsel bir işaret niteliğinde... Yahudi Müzesi’nin eski Yapı ile eklemlenme biçimi ise Daniel Libeskind’in bazı temalarını ve kavramlarını ifade etmesi açısından oldukça ilginç görülmektedir...
... devamı |
|
|
|
|
|